Prof. Dr. Nahit Motavalli | Resmi Web Sitesi

Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları

Kaygı (Anksiyete) Bozukluğu Nedir?

Kaygı; çocukluktan itibaren var olan ve yetişkinlerde de bulunan, beyni tehlikeye karşı uyaran ve tehlike karşısında kişiyi fiziksel, zihinsel ve davranışsal olarak tepki vermeye hazırlayan bir duygudur.

Günlük yaşamda her birey belli düzeyde çeşitli olaylara bağlı kaygı yaşayabilir ve bu kaygı hayatı olumsuz etkilemediği sürece normal kabul edilir. Fakat bu kaygının beklenenden daha şiddetli yaşanıp uzun sürmesi ve kişinin günlük yaşamında bozulmaya neden olmasına kaygı bozukluğu denir.

Kaygı bozuklukları kaygı duyulan nesneye/duruma göre farklılık gösterir ve farklı şekillerde adlandırılır:

  1. A) Yaygın Kaygı Bozukluğu

Çeşitli yaşam olayları hakkında her gün aşırı kaygı yaşanması durumudur (sınav/okul performansı/arkadaş ilişkileri vb.). Bu bireyler genelde huzursuz, gergin olup kolay yorulurlar, bazen uyku sorunları ve odaklanma sorunları yaşarlar. Ayrıca çeşitli bedensel yakınmalar, örneğin kas gerginliği söz konusu olabilir. Özellikle çocuklarda bedensel belirtiler daha fazladır.

Görülme Sıklığı ve Nedenleri

Yaygın kaygı bozukluğunun görülme sıklığı %5-6 arasındadır. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar.

Nedenleri: Kaygı, biyolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkmaktadır.

  • Genetik etmenler:Ailede kaygılı bireylerin olması.
  • Fizyolojik etmenler:Beyin yapısındaki bazı değişiklikler.
  • Bilişsel etmenler:Olumsuz düşünce yapısına sahip olma.
  • Çevresel etmenler:Aileden ayrılık, hırsız korkusu (küçüklerde); akademik performans, sosyal olaylar (büyüklerde).

Kaygı bozukluğu, kişinin günlük yaşamında odaklanma sorunlarına ve huzursuzluğa yol açabilir.

Tedavisi Nasıldır?

İlaç tedavisi, psikoterapiler -özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)– veya ikisi birlikte kullanılır. Tedavi yöntemi ; hastalığın şiddetine, yaşına ve çevresel koşullara göre belirlenir.

  • İlaç Tedavileri:Hekim tarafından belirlenen ilaçlar uygun dozda başlanır ve düzenli takip edilir.
  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT):8 yaş üstü çocuk ve ergende etkili bir yöntemdir. Ortalama 10-16 seans olarak planlanır.
  • Psikoeğitim:Ailenin ve çocuğun hastalık hakkında eğitilmesidir.
  1. B) Ayrılık Kaygısı

Çocuğun evden ve anne ya da bakım veren kişiden ayrılması durumlarında ortaya çıkan aşırı kaygıdır. Bu kaygı çocuğun günlük işlevini bozduğunda Ayrılma Kaygısı Bozukluğu tanısından bahsedilir. Belirtilerin en az dört hafta sürmesi gerekir.

Belirtiler:

  • Evden ya da önem verdiği kişilerden ayrılma durumunda tekrarlayıcı ve aşırı sıkıntı yaşama,
  • Sevdiklerini kaybetme korkusu yaşama,
  • Kaçırılma, kaybolma ve kaza geçireceklerine dair düşüncelere kapılma,
  • Kendi başlarına dışarı çıkmada veya yalnız evde kalmakta isteksizlik,
  • Yalnız uyumaktan kaçınma,
  • Baş ve karın ağrıları, bulantı ve kusma gibi fiziksel belirtiler.

Okul çağında ayrılma kaygısı olan çocukların %75’inde okul reddi görülmekle birlikte, bu geçici durumun tedaviye uyumu iyidir.

Sıklık, Nedenler ve Tedavi

Sıklık: Çocuklarda %13’lere kadar çıkmaktadır. En sık 6-12 yaş aralığında görülür.

Nedenler: Genetik, çevresel ve nörobiyolojik faktörler etkilidir. Ebeveynin aşırı koruyucu olması, stresli yaşam olayları (boşanma, taşınma, kayıp) tetikleyebilir.

Tedavi: Psikoeğitim, psikoterapi ve ağır olgularda ilaç tedavisi birlikte kullanılır. Tedavi sadece belirtileri değil, işlevsel bozulmayı da düzeltmeyi hedefler.

  1. C) Sosyal Fobi

Çocuk/ergenin sosyal ortamlarda, özellikle tanımadığı kişilerin yanında veya kalabalık içinde yaşadıkları utanma duygusu ve olumsuz değerlendirileceğiyle ilgili yoğun korku duymasıdır. Bu sebeple sosyal ortamlardan kaçınma davranışı sergiler (örn; sınıfta parmak kaldırmaktan kaçınma).

Görülme Sıklığı: %0.4 ile %13.7 arasında değişir. Ortalama başlangıç yaşı 13-18’dir.

Tedavisi: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) en çok kullanılan yöntemdir. Sosyal durumlara yönelik maruz bırakma ve sosyal beceri eğitimi uygulanır. Gerektiğinde ilaç tedavisi de eklenebilir.

  1. D) Özgül Fobi

Bir nesne ya da durumla ilgili olarak sürekli ve aşırı derecede yaşanan kaygı ve korkudur (iğne, asansör, örümcek vb.). Çocuklarda ağlama, öfke atakları veya donakalma ile kendini gösterebilir. Fizyolojik belirtiler (kalp çarpıntısı, terleme) görülebilir.

Sıklık: Çocuk ve ergenlerde %5-10 arasındadır. En sık hayvan tipi ve doğa-çevre tipi fobi görülür.

Tedavi: Davranışçı Terapiler ve BDT sıklıkla kullanılır. Kombine tedavi (ilaç + terapi) en etkin seçenektir.

  1. E) Seçici Konuşmamazlık (Selektif Mutizm)

Çocuğun yakın ilişki içinde olduğu kişilerle konuşurken, özellikle otorite figürü olarak algıladığı kişilerle veya yabancı ortamda (örn. okul) konuşmaması durumudur. Bozukluk sayılabilmesi için en az bir aydır belirtilerin gözlenmesi gerekir.

Sıklık: %1’den azdır. Ortalama başlangıç yaşı 3-5 yaş arasıdır.

Tedavi: Ekip çalışması (ruh sağlığı uzmanı, okul, aile) önemlidir. İlaç tedavisi ve psikoterapötik girişimlerin birlikte kullanımı önerilmektedir.